Ana Sayfa   Site Haritası

 
 
 
 
Konuşmaları
BİR 2023 TÜRKİYE RÜYASINDAN GERÇEĞE
Saygıdeğer Hanımefendiler ve Beyefendiler. Türkiye’nin uluslararası arenaya sunduğu kıymetli isimlerden biri, Sayın Mehmet Öğütçü ile bugün ...

BİR 2023 TÜRKİYE RÜYASINDAN GERÇEĞE

24.02.2007 Tarihli Mehmet Öğütçü Konferans Açılış Konuşması Metni

 

Saygıdeğer Hanımefendiler ve Beyefendiler.

Türkiye’nin uluslararası arenaya sunduğu kıymetli isimlerden biri, Sayın Mehmet Öğütçü ile bugün bir 2023 Türkiye rüyasının nasıl gerçeğe dönüşeceğini konuşacağız. Küreselden Yerele Türkiye’yi konuştuğumuz bu toplantılarda ana eksenimizde her zaman bu amaç olmuştur. Nasıl daha müreffeh bir Türkiye oluşturabiliriz? Anadolu’daki Mehmet’e, Hatice teyzeye, Ali amcaya yaşadığımız dünyadaki gerçekliği nasıl daha çok yakınlaştırabiliriz? Bugün hepimizin farkında olduğuna inandığım gerçek, biz ne kadar istemiyoruz diye diretsek de Türkiye’yi dünyada yaşanan gerçekliklerden uzak tutmak mümkün değildir. Üstelik bu gelişmelerin merkez noktasını Türkiye’nin çevresi oluşturuyorken, hiç mümkün değildir. İşte bugünkü toplantımızda uluslar arası sitemin şu an ki kaotik ortamından Türkiye’mizin nasıl daha gelişmiş, daha müreffeh ve daha demokratik olarak, milli bütünlüğünü koruyarak çıkabileceğini öngörmeye çalışacağız, tartışacağız. Bu vesileyle, kıymetli zamanından, ki zaman artık hepimiz için en önemli sermaye, bize de vakit ayırıp davetimizi kabul eden sayın Mehmet Öğütçü’ye teşekkür ediyorum. Ve siz değerli konuklarımıza da Küresel’den Yerel’e Türkiye’yi Konuşuyoruz toplantılarının 51’incisine hoş geldiniz diyorum.

Sayın konuklar sizinle 2023 Türkiye Rüyasını gerçekliğe dönüştürecek ilk şıkkı paylaşmak isterim; daha çok Mehmet Öğütçü yetiştirmek. Ne yazık ki teknolojinin ve bilginin akıl almaz bir süratle değiştiği ve yaşadığımız, sosyal, siyasal, ekonomik, hukuksal ortamı değiştirdiği bir ortamda, Türkiye sahip olduğunu genç nüfus potansiyelini değerlendirememiştir. BM İnsani kalkınmışlık seviyesindeki yerimizde bu gerçeği çok acı bir biçimde yüzümüze vurmaktadır. Ne yazık sahip olduğumuz gençliğin değerini bilmiyoruz. Çocuklarımızı 21’inci yüzyıla hakkıyla hazırlayamıyoruz. Bu nesli kaybedemeyiz. Bu neslin kaybı 21’inci yüzyılın Türkiye için kaybı anlamını taşıyacaktır.

İkinci husus, Türkiye’mizi artık “Soğuk Savaş” algılamasından çıkarmamız gerekiyor. Karşımızda artık durağan bir dünya bulunmamaktadır. Yükselen Asya ile dünyamız yeni bir gerçeklikle karşı karşıyadır. Mezopotamya ve Roma Medeniyetlerinin 3 bin yıllık hakimiyeti ilk kez bu denli derinden test edilmektedir. Rekabet ortamı her zamandan daha derindir. Pakistan, Hindistan, Endonezya ve Çin hattı, günümüz dünya nüfusunun yarısından fazlasını barındırmaktadır. Bu denli yoğun bir insan kaynağının oluşturduğu istihdam ücretlerindeki düşük seviye, gelişmiş ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerdeki emek-yoğun sektörleri yeni bir anlayış çerçevesinde ele alınmasını zorunlu kılmıştır. Bu çerçeve kanımızca şu şekilde olmalıdır. Bugün Güneydoğu Asya’da 20’inci yüzyılın fakir ülkeleri olan Vietnam, Bangladeş, hatta Çin’de göreceli bir refah artışı bulunmaktadır. Bu refah artışı ister istemez bu ülkeleri de önemli pazarlar haline getirmektedir. Artan refah artışı daha kaliteli mal ve hizmet beklentisini de beraberinde getirecektir. İşte Türk firmalarının 2023 için hedefleri bu pazarlar olmalıdır. Kalite öncelikli, hizmet öncelikli mal üretimi noktasına geçilmelidir. Bunun için ihtiyacımız olan da kalifiye iş gücü, iletişim ve bilgi teknolojilerinin inovasyona yönelik kullanılma sürecidir. Taklit eden değil, değerlendirip üreten bir üretim sürecinin hayata geçirilmesidir. Bunun içinde dünyayı tanıyan bir nesle ihtiyacımız vardır. Bugün 11-25 yaş grubu arasında nüfus işte bu dinamiği oluşturacaktır. Ayrıca belirtmem gerekir ki, Türkiye mevcut olduğu coğrafya nedeniyle bazı kesimlerin söylediği şekilde hiçbir zaman sahip olduğu tekstil gibi emek-yoğun sektörleri terk etme ya da başka ülkelere aktarma lüksüne sahip değildir. Yapılması gereken dünyadaki dönüşümün anlaşılarak, rekabetin keskinliği hesap edilerek, yetişmiş işgücüyle doğru projeksiyonların yapılmasıdır.

Üçüncü husus, Türkiye’nin son 5 yılda girdiği demokratikleşme yolundan geri dönmemesidir. Son birkaç ay içinde yaşadığımız olaylar ülkemizde atılan demokratikleşme adımlarının tam anlamıyla sindirilemediği ya da bu adımlara karşı direnmelerin sürdüğünü göstermiştir. Ne yazık ki ekonomik yapımız gibi hukuk ve siyaset yapımızda dünyadaki değişimin farkında değildir. Devlet merkezli bir Türkiye anlayışından “İnsan” merkezli bir Türkiye anlayışına geçişi, devrimi gerçekleştirmek zorundayız. Hukuk yapımızın da, bilgi çağının gelişimine uyum sağlayacak şekilde gelişimine ihtiyaç vardır. Hala tarım ve sanayi toplumunun hukuk algısı ve kavramları ile çağa söyleyecek sözümüz olamaz. Hukukun temel kavramlarının kök saldığı bir coğrafyanın kiracıları olarak, gerçek hukukun üstünlüğünü bu topraklar üzerinde yaşatmaya başlamalıyız. Hukukçularımız, siyasetçilerimiz, dünyamızın bilgi ve enformasyon teknolojisi ile geçirdiği dönüşümü doğru algılayarak yeni bir kavramsal ve kurumsal çerçeve geliştirmek zorundadır.

Türkiye’miz zenginleşme ve özgürleşme yolunda geri dönülmez noktayı geçmiştir. Türkiye’nin elindeki onu büyütecek ve geliştirecek tek süreç, bilginin, aklın ve hakkın izinde gitmektir. Siyasi, askeri ve kültürel hegemonik yapı, insanı ve insani değerleri talan ederek, pozitivist/materyalist egemenliklerini insansız sürdürmektedir. Bizim bu çağa söyleyeceğimiz en önemli değer, insan, sevgi merkezli Yunus ve Mevlana algısıdır. Bu noktada “Adalet” bizim pusulamızdır. Galibiyetini sanayileşme sürecinde ilan eden mekanik medeniyet, bilgi çağına da anlamını katmaktadır. Geçen haftaki konuğumuz Tarık Ramazan’ın da ifade ettiği gibi “Adalet olmadan Barış olmaz”. Dünyamızın şu an yaşadığı en önemli sıkıntıda “Adalet” yoksunluğu değil midir zaten? 

2023 Türkiye rüyasını gerçekliğe dönüştürmek için görüldüğü gibi daha çok atmamız gereken adım bulunmaktadır. Demir ağlarının yerini günümüzde web ağları aldı. işte Türkiye’mizi bu web ağları ile örmek zorundayız. Rusya’da sadece nüfusun % 14’ünün internete erişimi bulunmazken, bizim okullarımızda kurulan internet laboratuarları, çocuklarımız için birer müze hüviyetindedir. Bu açıktır ki çok acı bir manzaradır. AK Parti hükümetiyle bu manzara değişmektedir ama takdir edersiniz ki yılların ihmalini 4 yılda gidermek mümkün değildir. O nedenle Ak Parti hareketinin getirdiği bu dinamizmin Türkiye’ye vereceği daha çok şey vardır. Halkımız da bir kez daha bu harekete teveccüh göstereceğine inanıyorum. O halde bilgi, zenginlik ve özgürlük üreten Türkiye için hep beraber el ele olalım.

Sayın Öğütçüye bir kez daha zamanlarını ayırdıkları ve davetimizi kabul ettikleri için teşekkür ediyorum ve bu toplantıdan dünyaya yeni bir bakış açısı kazanarak ayrılacağımıza inanarak sözlerimi noktalıyorum. 

 

Metin Külünk

 

 






Yorumlar