Ana Sayfa   Site Haritası

 
 
 
 
Aile
AİLEYİ YAŞAT Kİ, DEVLET YAŞASIN
İnsan, yalnız yaşayabilecek bir varlık değildir. Hem mana hem de maddi alemde, insan yalnız yaşayamaz. İnsanda yalnızlık, yokluğa götürür.

İnsan, yalnız yaşayabilecek bir varlık değildir. Hem mana hem de maddi alemde, insan yalnız yaşayamaz. İnsanda yalnızlık, yokluğa götürür. Adem, tüm melekler kendisine secde ederken, Havva’yı talep etmiştir. Hz. Musa, Sina dağına çıkarken ve Hz. Peygamber (SAV), Hira’dayken en güzel dostla buluşmuşlardır. İnsanı diğer varlıklardan ayıran temel nitelikler; sevgi, bağlılık ve muhabbettir. Dünya’mızın temelini de bu üç nitelik oluşturmaktadır. İşte, bu üç temel niteliğin buluştuğu çekirdek yapı ailedir. Ailede bu üç nitelikten biri kaybolmaya yüz tuttuğu zaman kırılmalar yaşanır, fay hatları oluşur.

 

Aile medeniyettir: Allah’ın (CC) Adem babamız ile Havva annemizi buluşturmasıyla medeniyetin ilk temelleri atılmıştır. Bu sebepledir ki, aile cüzzi iradenin değil mutlak iradenin bir yansımasıdır. İlahi bir emirdir. O nedenledir ki, tüm ilahi dinlerin çıkış noktası olan bu topraklarda, varolan medeniyetlerin temelinde aile bulunmaktadır. Aile mefhumunun kaybedildiği dönemlerde coğrafyamız büyük acılar geçirmiş ve buhranlara gark olmuştur. Bu topraklar bireysel yaşamın kaldıramayacağı tarihsel ve kültürel misyonlar taşımaktadır. Gayri Meşru Yaşam bu topraklar üzerinde yeşeren hiçbir din ve kültür için kabul edilebilir değildir. Çünkü bu yaşam tarzı, insanları köklerinden kopartmakta ve yersiz yurtsuz bir kişilik haline büründürmektedir. Yersiz Yurtsuzlardan oluşan bir toplumun maddi ve manevi varlığını koruması ise mümkün değildir. Üç kıtanın birbirine bağlandığı bir coğrafyada, ailenin kök salmadığı ya da çözüldüğü bir süreç kabul edilemez. O nedenle Akif çok veciz şekilde ifade etmiştir ki: “Korkma Sönmez bu Şafaklarda yüzen Al Sancak, Sönmeden yurdumun Üstünde tüten En Son Ocak”. Ocak, yani Al Bayrak. Ocak: babannelerimizin, annanelerimizin evlerinde, hiç sönmeyen ocaklar vardır, o evlerde; süt pişer, aş pişer, mısır pişer, ekmek pişer, kahve pişer, acılar pişer, sevinçler pişer. Ailenin alameti farikası işte bu ocaktır: Aile, bayraktır! Yaşadığımız bu çağda, bize dayatılan materyalist ve evrimci medeniyet anlayışına karşı, Türkiye’de mevcut her aile birer bayrağız. Bayrak yere düşmez, düşerse mücadele kaybedilmiş demektir.

 

Bugün birçok terim duyuyoruz, refah toplumu, bilgi medeniyeti, sanayi toplumu, bireysel özgürlük vs. Ama insan mutlu değil! Neden? Çünkü bu terimleri üreten Batı toplumu, materyalist ve evrimci damarlarını söz konusu terimlere nakşetmiştir. O nedenledir ki, birey söz konusu toplumlarda birer meta olarak düşünülmüş ve yalnızlaştırılmıştır. Bugün o ülkelere gittiğiniz zaman insanların tek göz bir odaya tüm yaşamlarını sığdırdıkları görülmektedir. Bugün Rio’da, New York’ta, Los Angeles’ta, Paris’te, Berlin’de, Oslo’da, Moskova’da yüzbinlerce evsiz sokaklarda yaşamaktadır. Bizler ülkemizde, onca yoksunluğa rağmen, daha yeni yeni sokaklarımızda evsizler görmeye başlamışken, bu gerçek Batı’da yüzyıllardır devam ede gelmektedir. Neden? Çünkü biz de bir insan, ilk emeğinden kazandığı para ile bir aile kurarak, sıcak bir OCAK oluşturmayı hedeflerken, diğer yanda, ilk parasını kendisine yatırmaktadır. O nedenledir ki bizim topraklarımıza yapılan onca baskıya ve yaşanan ekonomik krizlere rağmen, yaşlılarımız evlerimizin/ailemizin baş tacı olmayı sürdürürken, Japonya kendi yaşlılarına Türkiye’ye göndermeye ve bakımını burada sağlamaya çalışmaktadır. Ancak unutmayalım ki, açılan her huzur evi, erozyona uğrayan aile yapısının ve medeniyetimizin simgesidir.

 

Ancak açık tehlikeyi de görmek zorundayız. Bugün her türlü iletişim aracıyla bizim söz konusu medeniyet anlayışımıza ve onun temeli olan “Aile”ye açık/gizli saldırılar düzenlenmektedir. Ocak’lar söndürülmek, istenmektedir. Bireysel haklar, ekonomik özgürlükler, kadın hakları terimleri sağtırılarak, ailenin varlığı sorgulanır hale getirilmektedir. Sorarım size, bizim medeniyetimizde anne’ye, kadına verilen hürmet ve atıf nerede vardır? Ancak, kadının ekonomik bağımsızlığı, feminizm gibi Batı’ya ait terimlerle coğrafyamızda yapılan operasyonlar sonucu, daha önce görmediğimiz boşanma sayılarıyla karşı karşıya kalıyoruz ki bu sayılar halen daha Batı’da yaşananlar karşısında yorganda pire misali kalmaktadır.

 

İşte Külünk Eğitim ve Kültür Derneği olarak biz bu tehlikeyi gördük. Külünk ailesi olarak Ocağımızın sönmemesi için biraraya geldik. İstanbul’dan Erzurum’a, farklı şehirlerdeki akrabalarımızı tek çatı altında toplamayı başardık. Aile’yi Yaşat ki, Devlet Yaşasın sözü pusulamız oldu. Bu devletin, dinamiklerini korumaya ve geliştirmeye aday olduk. Kuruluşumuzdan bugüne geçen 8 yıllık süreçte de, büyük adımlarla yol alarak, Türkiye’mizin dört bir bucağından akrabalarımızı, tek pota içinde buluşturduk. Aile bağlarının her geçen gün daha da sık olarak örüldüğünü müşahede ettik. İşte bugün bir kez daha Rize’nin Dere bölgesinin 17 köklü ailesini biraraya getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Demek ki baş koyduğumuz bu yolda yalnız değiliz! Akif’in tek kalan ocağı bugün, yüzlerce ocağa dönüşmüş durumdadır. Anlaşılmıştır ki, bayrağı taşımaya namzetler çoktur. O halde el ele verelim ve bu Bayrağı zirveye taşıyalım. Materyalist, evrimci anlayışa karşı yeni bir nefes olalım. Külünk ailesi olarak sizlerden aldığımız güçle bu yolda yürümeye her zamankinden daha azimli ve güçlüyüz.

 

 

Metin Külünk

Külünk Eğitim ve Kültür Derneği

Başkan






Yorumlar
sevgili külünkoglu ailesi
hayırlı ramazanlar
 
mustafa özer