Ana Sayfa   Site Haritası

 
 
 
 
Konuşmaları
Metin Külünk: Tarih benim Şahidim
Metin Külünk: 35 yıllık siyaset hayatım çok yakından biliniyor, şahitlerim sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızdır.

Metin Külünk: 35 yıllık siyaset hayatım çok yakından biliniyor, şahitlerim sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızdır.

 

 

AK Parti teşkilatlarının sevilen ismi, AK Parti İstanbul Teşkilat eski Başkanı Metin Külünk, İstanbul’da düzenlediği faaliyetler çerçevesinde geçtiğimiz Pazar (01.06.2008) günü Büyükçekmece Arlı Et lokantasında, 600 kişilik bir davetli topluluğuna seslendi.

 

Külünk yapmış olduğu konuşmada, tarihsel bir vizyondan yola çıkarak küresel ve yerel gelişmelere değinerek. Türkiye’yi ve milletimizi çevrelemek isteyen bölünme psikozu, iç savaş psikolojisi gibi korku imparatorluklarının Türkiye için geçerli olamayacağını ifade ederek, Tarih boyunca Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın çevredeki halkların kaderini belirlendiğine dikkat çekerek, 21. yüzyılda da bölgenin kaderinin Türkiye’nin elinde olduğunu vurguladı.

 

 

Konuşmasında kimi kritik tarihlere vurgu yapan Külünk, özellikle 751 Talas Savaşının hem Türk hem de İslam tarihi için bir dönüm noktası olduğunu ifade ederek, bu savaş sonucunda Çin imparatorluğunun yaklaşık 1400 yıl tarih sahnesinden çekilerek Avrasya hakimiyetinin milletimizin eline geçtiğini vurguladı ve büyüyen Çin karşısında yine Türkiye’nin bir denge noktası oluşturabileceğinin altını çizdi. 1071, 1299 ve 1453 tarihleri ile milletimizin Anadolu ve çevre coğrafyalara mührünü bir daha silinmeyecek şekilde vurduğunu söyleyen Külünk, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethederek aslında cami, kilise ve havranın bir arada varolduğu, dünyanın yeni başkentini, yeni bir Kudüs oluşturmak istediğini ifade etti. Sözleri büyük bir dikkatle dinlenen Külünk, 1699’da başlayan Osmanlı’nın geri çekilişini bir toparlanma ihtiyacı olarak nitelendirerek, bu sürecin Atatürk’ün 29 Ekim 1923’teki Cumhuriyet devrimiyle tekrar yükselişe dönüştüğünü iddia etti ve Osmanlı ile Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu arasında bir kesinti yerine zamanın ruhuna uygun bir dönüşümün gerçekleştiğini söyledi. Atatürk’ün söz konusu devrimi gerçekleştirirken tek güvendiği noktanın milletin taşıdığı yüce ruh olduğunu vurgulayarak, Atatürk’ün milletle beraber yükseldiğini ve bugün Atatürkçü olarak geçinenlerin bu gerçeği görmezden geldiğini vurguladı. Mevcut sistemin milletin taleplerini anlamak istemediğini ve görmezden geldiğini ifade eden Külünk 1839’da milletin elinden alınan iktidarın özellikle Anadolu’da 1950 sonrasında yükselen eğitim, kültür ve kentleşme ile bunların toplamı olan dünyalılaşma hamleleri sonucu tekrar milletin eline geçtiğini kaydetti.

 

 

Metin Külünk, bugün Türkiye’nin en önemli sorununun düşünce ve ifade özgürlüğü olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin bu alanda yapacağı hamlelerin Türkiye’ye boyut atlattıracağını ifade ederek, yeni sevgi ve adalet medeniyetinin de bu çerçevede kurulması gerektiğini vurguladı. Külünk konuşmasında bir devletin, insan merkezli bir yapıya sahip olabilmesi için şu 5 özelliğe sahip olması gerektiğinin altını çizdi:

1)      Hakkın kanunda toplanması (Hukukun üstünlüğü),

2)      Mutlak adalet,

3)      Emanetin ehline verilmesi (liyakat),

4)      Sosyal dayanışma (refah devleti)

5)      Müşavere (demokrasi).

 

Külünk konuşmasının sonlarında 35 yıldır siyasetin içinde bulunduğunu belirterek, hep milleti için milleti yanında mücadele ettiğini ve bu mücadelede 38 yıldır sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül ve 33 yıldır sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ile beraber olduğunu ifade ederek, kendisinin bu anlamda çok iyi tanındığını ve abilerim diyebileceği sayın Cumhurbaşkanı ile Başbakanın görüşlerinin kendisi için önemli olduğunu vurgulayarak. Sayın Başbakanla görüşmelerinin her zaman bir abi kardeş havasında geçtiği belirterek, kendisiyle istediği zaman görüşebildiğini söyleyerek, bu konuda hiçbir çekincesinin olmadığını ifade etti. Külünk, kendisinin bir AK Partili olduğunu ve AK Parti’nin milletin durduğu yerde bulunduğu müddetçe, milletle beraber yükseleceğini ifade ederek, sadece milletimizin değil, Ermenistandan, Suriye’ye, Bosna-Hersek’e kadar tüm çevre ülkelerdeki insanların Türkiye’nin sadece bir işaretine baktığına vurgu yaparak, Türkiye’nin Lübnan uyuşmazlığı, Irak’taki rolü, Filistin sorunu ve İsrail-Suriye anlaşmazlıklarında oynadığı önemli role dikkat çekerek, Türkiye’nin bölgeye mührünü yeniden vurmaya başlandığını söyledi. Türkiye’nin yükselen gücünün 19. yüzyılın pozitivist, jakoben ve içe kapanmacı aklıyla engellenemeyeceğini vurgulayarak, Türk milletinin önündeki sette önemli çatlaklar meydana getirdiğini ve setin yıkılmasına ramak kaldığını ifade ederek zamanın ruhunu milletin yakaladığı vurgulamış, Türkiye elbet başaracaktır, Türkiye Elbette Büyüyecektir diyerek sözlerini noktalamıştır.

 

 

Konuşma dinleyenlerde büyük coşku oluştururken, Külünk’ün konuşması kimi zaman alkışlarla kesildi. Konuşmanın sonunda davetliler, Külünk’ün tarih bilinci ve topluma, geleceğe yaklaşımından etkilendiklerini belirterek, bu şekildeki bir vizyonla gelecek dönemlerde milletin karşısına çıkılması gerektiği vurgulandı ve özellikle Külünk’ün kendisiyle ilgili yorumları, dinleyicilerce büyük destek buldu. Toplantının sonunda Külünk çıkışta, davetlilerin elini tek tek sıkarak, hal ve hatırlarını sordu.

 

 






Yorumlar